Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

       ANKARA 18. KAFİLE HACI ALBÜMÜ 2004

 


 

HAC ROPÖRTAJLARI

 

Ali Rıza Demircan ile Hacc Üzerine...


 

"Mekke'yi Dünyanın İlgi Odağı Haline Getirmek..."

ALTINOLUK: İslâm bütünü ve ibâdetler manzumesi içinde haccın yeri ve mahiyeti nedir?

DEMİRCAN: Bismillahirrahmanirrahim Allah'a hamd ve Resûlü Hz. Muhammed'e salat ve selam ederim.

Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'de ve sevgili peygamberimizin mübarek sünnetinde yeralan itikadî, ictimaî, hukukî, ahlakî... yasalar ve bazı ilâhi görevler İslâmî bütünü teşkil eder. Bu bütüne göre yaşanılması da ibâdetler manzûmesini oluşturur.

Bilinmesi gerektiği üzere İslâm'da ibâdet Allah'ın ve Resûlü Hz. Muhammed'in emirleri ve yasaklarına göre yaşamaktır. Bir diğer ifâdeyle hayatı İslâm'laştırmaktır. İbâdet böylesine şümullüdür. Ancak fabrika yapan fabrikalar gibi hem ibâdet olan, hem de ana ibâdetlerden olması sebebiyle hayatın bütününün ibâdetleştirilmesi için gerekli olan mânevi enerjiyi üreten namaz, oruç ve zekât gibi haccın da ibâdetlerimiz arasında özel bir yeri vardır.

Allah'ın Resûlünün ifâdesiyle İslâm binasının beş temelinden biri olan Hac Allah'ın (cc) Âl-i imran suresinin 97. âyeti ile müminlere farz kıldığı bir ibâdettir. Hac şartlarının gerçekleştiği ilk yılda yapılması gerekli olan cihad vasfını haiz rûhî, mâlî ve bedenî bir ibâdettir.

Hac, mü'min fertleri günahlarından arındırıp âhiret şuuru ve sevdasıyla bürüyecek, müslüman ülkeleri de kültürel iktisadî ve siyasî ittifaka yöneltecek ilâhî ve evrensel bir kurumdur.

Cennet'e güzergâh kılınmış olan Hacc'ın ilâhî nasslarla belirlenmiş önemini, ferdî ve sosyal hayatı kuşatan fezailini bir sualin sınırları belirli cevabında dile getirmek mümkün olamıyacağından sunduğumuz özete bir hadisi şerif daha ilave etmekle yetineceğiz:

"Bir mümin, görülür bir yoksulluk, engelleyici bir hastalık zalim bir yönetici (ve yönetim) baskısı olmaksızın İslâm Dini'nin farz kıldığı Haccı yapmadan ölürse o, iki ölüm halinden biri üzerinde, dilerse yahudi isterse hristiyan olarak ölsün..."

ALTINOLUK: Haccın ferde kazandırdığı nedir ve ne olmalıdır?

DEMİRCAN: Kültürel seviyesi ve amacı ne olursa olsun her ferd hacdan yararlanabilir. Ancak farz-ı ayın bilgilerle donanımlı, haccın hikmetlerini ârif, genel kültürle münevver ihlâslı her ferd hacdan pek mühim kazançlar sağlayabilir.

Hacca gidebilmek için meşrû kazanç amacıyla çokça çalışmak, yaşadığı tabiî ve beşerî çevreyi aşarak evrenselleştirmek, yalnızca bir ırkın değil bir ümmetin ferdi olduğu şuuruna ermek, aynı inançlar etrafında oluşturulmuş, farklı kültürel ve iktisadî imkânlarla tanışmak, ictimaîlik içinde ibâdet etmenin hazzına ermek, sabrı gerektiren olaylar içinde yoğrularak olgunlaşmak, müslümanca yaşamak sorumluluğunu daha bir içten duyabilmek, bilgi dağarcığını genişletmek ve insanlara hizmet gibi bazı hayırlı alışkanlıklar edinmek... vs.

Bütün bu zikderilenler ve benzerlerini Haccın ferde kazandırabileceği değerler olarak görebiliriz.

ALTINOLUK: Haccın ümmeti inşâ noktasındaki fonksiyonu nedir?

DEMİRCAN: İslâm ümmeti, İslâm Dini'ni inanç ve amel nizamı edinen insanlardan oluşur. Farklı ırklardan olabilen ve değişik dilleri konuşabilen bu insanlar birbirinden uzak coğrafi bölgelerde, yaşamış olsalar bile, farz-ı ayın bilgileri almaları ve ana İslâmi ilkeler doğrultusunda yaşamaları halinde ümmet varlığı ve birliğinin temellerini atmış olurlar. Bu itibarla her bir İslâmî emir ve yasağın ümmeti oluşturmada belirgin bir yeri vardır. Ancak Haccın da bu bağlamda müstesna bir önemi vardır. Zira hac dünya mü'minleri arasında cihanşumûl bir rabıta tesis eden, ırk, dil ve coğrafya farklılığını potasında eriten, inanç gaye ve mekân birliğini gerçekleştiren bir ibâdettir. İslâmî ülkeler ve bölgeler arasında yönetenler ve yönetilenler düzeyinde rabıtalar tesis edebilen hac, kültürel, iktisadî ve siyasî birliğin gerçekleştirilmesine vasat hazırlayabilecek bir kurumdur.

İlim ve siyaset adamlarının atabileceği basit ve fakat kararlı adımlarla bile her yıl Mekke'nin İslâm ülkeleri arası elsanatları ve teknolojik ürünlerin sergilenebileceği bir fuar, İslâm toplumlarının kaderiyle alakalı kararların alınabileceği siyasi bir merkez, dînî ve tecrübî ilimlerin her dalında yeni çalışma, keşif ve teorilerin teati edilebileceği bir ilim şehri olması mümkündür.

Düşünüldüğünde haccın sağladığı bu ve benzeri imkânların ümmeti inşâ noktasındaki fonksiyonları kavranabilir.

Burada bütün mesele Hacca işlerlik kazandıracak inançlı siyasi kadroların ve Haccın özüne yönlendirilmiş amaçlı hacıların yetiştirilebilmiş ve lüzumlu ilmî müesseselerin kurulabilmiş olmasıdır.

Yaşadıkları ülkelerde İslâm Nizamı'ndan yararlanamayan mü'minlerin Hacc'ın ümmeti inşâ fonksiyonundan gereğince yararlanamayacakları da bir gerçektir.

ALTINOLUK: Haccın ümmeti inşâ ve takviye özelliğinden fiilen yararlanmak istenilmediği doğrudur. Böyle olmakla birlikte ümmetin hacdan yararlanamadığı söylenebilir mi?

DEMİRCAN: Pek tabiidir ki bu da söylenemez. Ümmetin yakın tarihi boyunca süregelen olumsuzluklara rağmen haccın mûcizevî katkısıyla müslümanlar ve İslâm ülkeleri arasında giderek güçlenen bir alt yapı oluşturduğu da bir gerçektir.

Eğer hac olmasaydı emperyalist ülkelerin ektikleri ayrılık ve düşmanlık tohumları müslüman halklar düzeyinde çok daha büyük boyutlarda acı meyvalarını vermekte berdevam olurdu.

Eğer hac olmasaydı İslâm dünyasının kaynakları, problemleri, mücadeleleri, üretim ve pazar gücü bugün bilindiği gibi bilinemezdi. Emperyalist ülkelerin ajanslarından alınan saptırılmış bilgilerle yetinilirdi.

Hac yolunda giderek tecrübe kazanan ve evrensel boyutlara kavuşan İslâm Turizmi bu günkü gücüne, İslâm ülkeleri arasındaki ulaşım potansiyeline erişemezdi.

Gelişmeler göstermektedir ki, bu gün Mekke'ye yönelen müslümanlar çok yakın bir gelecekte muhtelif gayelerle İslâm ülkelerine de yönelecekler, özlenen işbirliği kültürel, iktisadî ve siyasî alanlarda kendisini gösterecektir.

ALTINOLUK: Ümmeti dışa yansıtan vechesi ve tebliğ niteliği üzerine neler söylersiniz?

DEMİRCAN: Haccın ümmetin varlığını dışa yansıtan cephesi muhteşemdir. Gerekli ilim, aşk irade ve amaçla mücehhez müslüman siyaset adamlarının, erbab-ı ilmin, müteşebbislerin ve askerî ricalin her yıl hac vesilesiyle ve bir ibâdet vecdi içinde bir araya gelebildiklerini düşününüz. Mekke dünyanın ilgi odağı haline gelmez miydi? Yayınlanacak ortak kararlar nefesleri kesmez, dünyamızın siyasî ve iktisadî akışına askerî yapısına tesir etmez miydi?

İnsanlığa saadet getirecek İslâmî mesajların ilgi odağı haline gelebilmiş Mekke'den yazılı ve görsel basınla dünyamızın gündemine getirilmesi, müsteşriklerin ve diğer din saliklerinin katılabileceği ilmî toplantılarda ilâhî güzelliklerimizin ortaya konulması ne büyük bir tebliğ olurdu?

ALTINOLUK: Mevcut uygulama üzerine genel düşünce ve tespitleriniz.

DEMİRCAN: Mevcut uygulamalar hakkındaki düşüncelerimiz çoğunlukla menfidir. Haccın ferdi geliştirici, ümmet şuurunu pekiştirici ve pratik yararlar sağlatıcı özellikleri görmezlikten gelinmektedir. Zira yönetimleri laik olan İslâm ülkeleri kendi bünyelerinde İslâm'a aslî hüviyetleriyle zuhur imkânı vermedikleri gibi müslümanların hac gibi müspet yönde etkilenebilecekleri vasatları da etkilemektedirler.

Temel hak ve hürriyetler zedelenerek hacca gidişler sınırlandırılmaktadır. Hacıları bilgilendirici ve gayelendirici kültürel faaliyetlere yer verilmemektedir. Kur'an'la belirlenmiş bir güvenlik sahası olmasına rağmen harem hudutları dahilinde bile müslümanlar kendi ülkelerindeki ve dünya genelindeki problemleri üzerindeki görüşmeler yapma imkânlarını bulamamaktadırlar. Tanıtıcı belgeseller, uyarıcı bildiriler, yönlendirici açık oturumlar bir tarafa şu anda haremi şerifte ilmi konuşmalar bile yasaklıdır. Milli istihbaratların hissedilen takip ve tacizleri de acı fakat bilinen gerçeklerdendir. Ne var ki mevcut olumsuzluklara rağmen hac ibâdeti de yine de bereketlerini yağdırmaktadır.

ALTINOLUK: Haccın ferdî ve ümmeti inşâsı yanında tebliğ fonksiyonunu da ifâ edebilmesi için ne gibi tedbirler alınabilir?

DEMİRCAN: Haccın tebliğ fonksiyonunu gereğince ifâ edebilmesi için her şeyden önce yetkili siyasi ve etkili ilmî çevrelerin bu fonksiyonunu gerçekleştirmelerini istemeleri lâzımdır. Ancak her halü kârda bazı şeyler yapılabilir. Ülkemiz zaviyesinden bakılarak şunları söyleyebiliz:

Diyanet İşleri Başkanlığı çeşitli vakıflar ve basın organlarımız aracılığıyla bir Hac Haftası ihdas edilerek araştırmalar yaptırılabilir, kültürel yarışmalar düzenlenebilir.

İslâm'ın genel yapısı ve hacla iligili asgarî bir hafta sürecek vaazlar ve konferanslar verdirilebilir, açık oturumlar düzenlenebilir. Değişik dilleri konuşan müslüman halkla ilgili yazılı ve görsel yayınlar gerçekleştirilebilir.

Hacılarımız ikna edilerek takke, tesbih, kına ve yüzük hediyeleri kitab hediyelerine dönüştürebilir. Dil bilenlerimiz eşliğinde mesela Cezayirli, Sudanlı, Mısırlı hacılarla mütekabil ziyaretleşmeler yapılabilir.

 

Altınoluk Dergisi Yıl: 1992 Ay: Mayıs Sayı: 75 Sayfa: 8

 

12.07.2004

 
 


Mekke
Medine
Hac Rehberi
Acı Kaybımız

Ziyaret Yerleri

 
 

Hac Araştırmaları

Hacı Uğurlama

Teklif ve Öneriler

Örf ve Adetler

 
 
 
 
 

Ana Sayfa | Hac Seminerleri | Amaç | Kafile Başkanı | Grup Başkanları
1.Grup | 2.Grup | 3.Grup | 4.Grup | 5.Grup | 6.Grup
E-Posta
| Ziyaretçi Defteri | Sizden Gelenler

Hazırlayan Vehbi AKŞİT

Kütahya-10.06.2004